Uzun zamandır yazamadım.Öğrencilik hayatından mı diyeyim, üşengeçlikten mi diyeyim, yoksa size layık birşeyler bulamamaktan mı diyeyim bilemedim :) Neyse malum bu sezonun modası çoraplar.Özellikle de kışın mini etek ve şortlardan vazgeçmek istemeyenler için bu sıcak dostlarımız birer vazgeçilmez ve benim için :) İnternette bakınırken bulduğum birkaç farklı modeli paylaşıyorum vee paylaştım gitti.
29 Ekim 2010 Cuma
balkabakları canlandı...
Cadılar bayramı yaklaştı ve balkabakları da ortaya çıktı.Bunlar çok hoşuma gitti ve paylaşmak istedim.Belki siz de beğenirsiniz...

5 Ekim 2010 Salı
Bursa
1 sene boyunca Bursa'ya gelmenin hayalini kurdum. Şimdi burdayım ama o kadar da mutlu değilim.Önce buraya gelebilmek için çoook çalıştım şimdi de burdan bir an önce gidebilmek için çok çalışıyorum.İstanbul'a alışmak başka birşey ve herkesi İstanbul'da bırakmak... Yazdıklarım buranın çok kötü bir yer olduğu izlenimini uyandırmış olabilir.Haksızlık etmemek lazım burası gayet güzel gezilecek görülecek yerlere sahip yazın da kışın da insanın sıkılmayacağı bir öğrenci şehri.Bulunduğum yerin nüfusu 13.000 ve 10.000 i öğrenci.Her yer cafe, bar, restorant dolu gece dışarı çıktığında ışıl ışıl her taraf.Şimdiye kadar çok gezme fırsatı bulamadım bir tek tarihi olarak Çınar diye bir yere gittim.Uludağ yolunda İnkaya Köyü'nde 595 yıllık koskocaman bir çınar ağacı var.Bu çınar Türkiye'nin en yaşlı ağacıymış.Her bir dalının kalınlığı neredeyse bir ağaç kalınlığında 3-4 metre civarında.Gövdesi 9.2 boyu ise 35 metreymiş.Tüm dallarında metal destekler var ağırlıktan kırılmasınlar diye.Tarihi çınarın altında restorantlar, hediyelik eşya mağazaları, kadınların el işlerini satan mağazalar ve köylülerin yetiştirdiği meyve sebzeleri satan yerler bulunuyor.Tarihi çınar bu özelliğiyle köy halkının geçim kaynağı haline gelmiş.Yazın en sıcak günlerinde gölgesinde oturup çay içerken ayaklarının altındaki bursayı izlemek bir harika.Meyve tabağı ve kahvaltısı da çok meşhurmuş benim gittiğim saat pek kahvaltıya uygun olmadığından denemedim ama havalar daha da bozmadan gitmek isteyenlerin aklında olsun.Birkaç fotoğrafını da koyayım da tam olsun. :)
25 Eylül 2010 Cumartesi
12 Eylül 2010 Pazar
dekorasyona devam
Dekorasyondan başlamışken devam edelim biraz daha dedim ve beğendiğim birkaç fotoğrafı daha paylaşmak istedim.Fotoğrafların hepsi bence birçok kişinin kendi yapabileceği şeyler.Yani öyle nerde satılıyo gidip alsam durumu yok.Hem insanın kendi yaptığı şeyi kullanması ben yaptım demesi havasını atması daha iyi değil mi :)
İhtiyacınız olan ahşap boyası ve cila.Eski sandalyeleriniz tedavülden kalkmasın aramıza dönsün :)
Merlin merlin... Bu kumaşlardan birçok yerde satılıyor yine eski bi sandalyenizi böyle kaplatıp evinizin nadide bir parçası haline getirebilirsiniz.
Tabure formlu bu sandalyeleri görünce direk evin girişinde düşündüm.Ayakkabı bağlarken için oturmak için konulduğunu hayal ettim.Genel hayatta keyfine düşkün biri olduğumdan galiba :) Çünkü bu sandalyelerin oturma kısmında minder yok öyle uzun süre oturulmaz :)
Öğrenci evim sadece 2 oda.Yani normaal evler gibi 2+1 falan değil sadece 2 :) Girişte açık bir mutfak var.Bırakın yemek masası koymayı koltuk koyacak yer bile yok.Onun için yerlere minderler koydum.Koltuk olmadığı için de küçük de olsa yüksek bir masa koymak abes duracaktı onun için böyle bir masa koydum.Çok da hoş göründüğünü düşünüyorum.Hem inanın insan böyle daha az yemek yiyor :)
Yine yer sıkıntısı çekenler için hem şık hem de kullanışlı bir tasarım.Mobilyaların açık ren olması ekstra hoşuma gitti.Bence küçük evlerde açık renk kullanmak hep daha iyidir.
Kalp yastığı beğenmedim sanırım renk versin diye koymuşlar ama onun yerine kırmızı renkli dikdörtgen düz bi yastık koysalardı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
Yine güzel bir kaplama örneği...
Veee pacman hayranlarına :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















































